CİNSEL YOLLA BULAŞAN ENFEKSİYONLAR
(CYBE)
1. Tanım
Kısaca CYBE olarak adlandırılan bu enfeksiyonlar, cinsel ilişki ile hasta veya mikrobu taşıyan kişiden sağlıklı kişiye bulaşan bir grup bulaşıcı hastalıktır. Burada önemle üzerinde durulması gereken konu, mikrobu taşıyan kişinin kendisinde hastalık belirtisi olmasa da bu mikrobu başkalarına geçirebilmesidir. Bu nedenle CYBE, gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkeler için gün geçtikçe önemli bir sağlık sorunu oluşturmaktadır.
CYBE’lerin etmeni, mikroorganizmalardır (mikroplar). İnsanda bu hastalığı oluşturan yirmiden fazla virüs, bakteri, mantar, protozoon ve parazit türü mikroplar bulunur. Dünya Sağlık Örgütünün tahminlerine göre dünyada CYBE’den etkilenen insanların sayısı yılda bir milyarı aşmaktadır. Bunlardan yaklaşık 350 milyon tedavi edilebilen bir CYBE mikrobuyla karşılaşmaktadır. Diğerleri ise henüz tedavi edilemeyen virüslerin neden olduğu enfeksiyonlardır.
Dünya sağlık Örgütü’nün (DSÖ)Aralık 2004 “Dünya AIDS Günü” nedeniyle yaptığı açıklamada, halen 45 milyon kişi HIV/AİDS ile beraber yaşamakta olduğu ve enfekte olan vakaların yarıya yakınını kadınlar oluşturduğu belirtilmiştir.
Ülkemizde bildirim ve hizmet birimlerindeki kayıt sistemi yetersizliği nedeniyle CYBE’ ler hakkında sağlıklı veri elde etmek ne yazık ki mümkün değildir. Sağlık Bakanlığının resmi kayıtlarına göre ülkemizde, yaklaşık 1802 HIV/ AIDS ile enfekte kişi bulunduğu bildirilmektedir. HIV taşıyıcı oranının ise, bu sayının birkaç katı olduğu tahmin edilmektedir. Hepatit B görülme oranında ise aşılanma ile birlikte önemli bir düşüş olduğu belirtilmektedir. Bunun yanı sıra ülkemizde diğer CYBE görülme oranları hakkında kesin bir bilgiye rastlanmamıştır. Yapılan bölgesel çalışmalar dikkate alındığında, özellikle kadınlar arasında, trikomonas, klamidya, ve mantar enfeksiyonları sıkça görülmektedir. Ayrıca ,genellikle tedavisi ihmal edilen gonore enfeksiyonu (bel soğukluğu) sonucu kadınlar, ciddi bir durum olan karın içi iltihaplanmaları ile karşı karşıya kalabilmektedirler. Erkekler için bel soğukluğu, hala önemini koruyan bir sağlık sorunudur.
2. CYBE’lerin Üreme Sağlığı Açısından Önemi
En yaygın bulaşma biçimi, korumasız cinsel ilişki ile olduğu ve daha sıklıkla cinsel organlarda belirti verdiği için CYBE’ler, bireyin üreme sağlığını doğrudan etkileyen hastalıklardır. Bunun dışında;
· CYBE’ler, cinsel yönle aktif olan 15-49 yaş grubu insanlarda daha sık görülmektedir. Bu durum, çalışan ve üretken nüfusu olumsuz etkilediği gibi yeni doğanın da hastalanmasına ve ölmesine neden olabilmektedir.
· Sosyoekonomik koşulların değişmesiyle birlikte gençler, daha erken yaşta cinsel yönle aktif olabilmektedirler. Her üç vakadan birinin 25 yaşın altında olduğu bildirilmektedir. Bu konuda gençlerin bilgi ve becerileri yetersiz ise cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yakalanma riskleri çok daha yüksek olacaktır. Bu olumsuz durumdan, üreme organ yapısı açısından daha korumasız olan genç kızlar çok daha fazla etkilenecektir.
· Ülkemizde üreme sağlığı hizmeti alma alışkanlığının yetersiz olması ve bilgi eksikliği CYBE’lerin sessiz ve hızla yayılmasına neden olabilmektedir.
· Tedavisi geciktiği ya da tedavi edilmediği durumlarda erkekte ve kadında kısırlığa neden olmaktadır.
· Kadında tüplerin tıkanmasına ve bunun sonucu kısırlık dışında dış gebeliğe de neden olabilmektedir.
· CYBE ‘den birine sahip olmak, HIV-AIDS dahil diğer CYBE’lere yakalanma riski artırmaktadır.
· Bazı CYBE’ler rahim ağzı kanserine, kadında ciddi hastalık ve ölümlere neden olabilmektedir.
· Gebelik ve doğum eylemi sırasında mikroorganizmanın geçişi olabileceğinden düşüklere, ölü doğumlara, yeni doğan bebekte kalıcı sakatlıklara ve ölümlere neden olabilmektedir.
3. CYBE’ nin Bulaşma Yolları Ve Biçimi
CYBE’ ye etken olan mikroorganizmalar, insan vücudunda bulundukları bölgenin ya da organın işlevlerine ve vücut sıvılarının özelliklerine göre bulaşırlar.
3.1. Korumasız Cinsel İlişki
· CYBE’ lerin en yaygın bulaşma yoludur. Çünkühastalığa neden olan mikroorganizmaların en yoğun bulundukları yerler penis, hazne, makat ve ağız boşlukları ve bu organlardan salgılanan sıvılardır. Bu organlar, hem dış ortama açık hem de ısı ve nem açısından uygun koşullara sahip olmaları nedeniyle her türden mikroorganizmanın girişi ve barınıp yaşaması için elverişli bir ortam oluşturur. Ancak yine de bu organlardaki savunma barajları ile vücudun bağışıklık sistemi tüm mikroorganizmaların hastalık oluşturmasına izin vermez.
· CYBE etkenleri, cinsel organlarda ve kadının hazne sıvısı ile erkeğin meni sıvısında bulunduğundan her türlü korunmasız cinsel ilişki ile bulaşır. Bulaşma, yakın beden teması (özellikle cinsel organlarla yakın temas ve sürtünme ), şehvetli / ateşli öpüşme, hazneden yapılan cinsel ilişki, makattan yapılan anal ilişki ve ağızdan yapılan oral seks ile olur.
· Tükürük içinde bulunan CYBE mikrobu, hastalığı bulaştıracak güçte değildir. Ayrıca mikrop, tükürük içinde bulunan mikrop öldürücü maddeler sayesinde ağız boşluğunda uzun süre barınamaz ve ölür. Ancak ağız boşluğu ve dudaklarda önceden var olan sıyrık, yara, diş eti hasarı, herhangi bir kesi vb. açık giriş kapıları ya da ateşli öpüşme ve “oral seks” sırasında oluşabilecek sıyrıklar, küçük yaralanmalar mikrobun bulaşmasına neden olur.
3.2. Kan Yolu
· Hepatit B , HIV-AIDS ve frengi gibi bazı CYBE’ ler korunmasız cinsel ilişki dışında kan yoluyla da bulaşır. Mikrobun en yaygın girişi, test edilmemiş kan ve kan ürünlerinin verilmesi, hastalıklı kişilerin kanları ya da doku boşluklarındaki sıvıların bulaştığı cerrahi aletlerin ve enjektörlerin temizlenmeden sağlıklı kişilerde kullanılması (jinekolojik muayenede kullanılan araç-gereçler gibi) ile olur. Ayrıca döğme yaptırma, akupunktur, sünnet, kulak deldirme, ortak enjektör, jilet, makas vb. araçların kullanımı da bulaşma riski taşıyan durumlardır.
· CYBE’ye neden olan mikroorganizmalar, dokular arasındaki sıvılarda, kan dolaşımında ve ağız içinde de bulunabilir. Ter, salya, gözyaşı, idrar ve dışkıda CYBE etkeni bazı mikroplar bulunsa da hastalık bulaştırabilecek yoğunluğa ulaşmaz.
3.3. Anneden Bebeğe Bulaşma
· Hepatit B ve HIV-AIDS gibi CYBE etkenleri, gebelik süresince ve doğum eylemi sırasında kan yoluyla anne karnındaki bebeğe ve yine anne sütü ile emzirme sırasında yeni doğana bulaşabilir. Bulaşma, düşük, erken doğum, ölü doğum gibi önemli olumsuz sonuçlara yol açabilir.
4. Bulaşmayı Etkileyen Risk Faktörleri
· Biyolojik faktörler
· Yaş; Genç kızlar, hazne ve rahim ağzını örten dokularının ince ve henüz tam gelişmemiş olması sonucu enfeksiyona daha duyarlı ve yatkındırlar. Bu bağlamda adölesan yaşta cinsel ilişkide bulunma, vajina dokusu korunamayacağından mikroorganizmanın geçişini kolaylaştırır.
· Cinsiyet; Kadınlar, cinsel organlarının konumu ve daha geniş bir açık yüzeyi olması sonucu erkeğe kıyasla daha fazla risk altındadır. DSÖ’nün 1 Aralık Dünya AIDS Günü 2004 yılı sloganı “Kadınlar ve HIV: Bizi Duyuyor musunuz?” olarak belirlenmiştir. Kadınlar, gerek toplumsal ve ekonomik nedenlerden gerekse fiziksel nedenlerden enfeksiyona daha kolay yakalanmaktadır. Cinsel ilişki sırasında erkekten kadına HIV geçişi, kadından erkeğe geçişe göre 2 kat fazladır. Aynı zamanda kadınlar, tedaviye ulaşmada erkeklerle aynı eşit olanaklara sahip değillerdir. Kadınların enfekte olma oranları artıkça HIV enfekte doğan bebeklerin sayısı da artmaktadır.
· Sünnet; Sünnetsiz erkekler sünnetli erkeklere göre daha fazla CYBE riski altındadır. Sünnet derisi arasındaki boşluk, CYBE mikropları için adeta bir toplanma (birikme) yeri olur.
· Davranışsal faktörler
· Korunmasız cinsel ilişkide bulunmak,
· Birden fazla cinsel eşe sahip olmak,
· Cinsel partnerin başka kişilerle de cinsel ilişkide bulunması,
· Seks işçileri, onların müşterileri ya da kimlerle ilişkide bulunduğu bilinmeyen kişilerle cinsel ilişki kurmak,
· Yakın zamanda cinsel eş değiştirmek,
· CHBE belirtisi olanlarla cinsel ilişkiyi sürdürmek,
· Kendisinde ya da partnerinde CYBE öyküsü bulunmak,
· Uyuşturucu kullanmak.
· Sosyal faktörler
· Güvensiz (korunmasız) cinsel ilişki
Kondom kullanmak, hastalık riskine karşı cinsel ilişkiyi güvenli kılar. Ancak bu konu bilindiği halde kullanımından hoşlanmama, satın alma güçlüğü, kültürel inanç ve değerler, alışkanlıklar vb. nedenlerle her ilişkide kullanılmamakta ya da kullanma alışkanlığı sürdürülememektedir.
· CYBE’ nin tanı ve tedavisinin gecikmesi
Bilgisizlik nedeniyle ya da gizlemek amacıyla zamanında sağlık kuruluşuna
baş vurmama. Korkma, önemsememe, utanma ve deneyimsizlik nedeniyle
tedaviden kaçma. Etkin tedavi için önerilen ilaçları uygun biçimde (saati,
günlük dozu ve partneri ile birlikte kullanma kuralına uyarak) kullanmama.
· Şiddet, zorlama nedeni ile olabilecek yaralanmalar, tecavüze uğrama
5. CYBE’ nin Genel Özellikleri ve Belirtileri
· CYBE’ ler her zaman belirti vermeyebilir ve kadınlarda, erkeklere kıyasla daha belirtisiz seyreder. Belirti vermese de hastalığı taşıyan kişiler, CYBE’ lerini başkalarına bulaştırır.
· Bir bireyde aynı zamanda birden fazla CYBE bulunabilir.
· CYBE geçiren bir birey bu hastalığa karşı bağışık olmaz, aynı enfeksiyona yeniden yakalanabilir.
· En sık görülen belirtiler;
· Hazneden normalden farklı renk, kıvam, kokuda akıntı. Bazen bu belirtiye kaşıntı da eklenebilir.
· Penisten akıntı (erkekte doğal akıntı yoktur)
· Cinsel birleşme sırasında cinsel organlarda ağrı, kanama
· Erkekte; penis yüzeyinde, hayalar ve çevresinde, kadında; hazne, dış üreme organları ve çevresinde ağrılı-ağrısız yaralar,çıbanlar, siğiller, uçuklar
· Makat ve dış üreme organları ve çevrelerinde ele gelen şişlikler, yumrular
· Kasıklarda şişlik,
· Karın alt bölgesinde ağrı ve hassasiyet
· Sık idrara çıkma ve idrar yaparken ağrı, sancı ve yanma
· Kadınlarda nedeni bilinmeyen düşükler ve sık ölü doğumlar
· Vücuda girdikten sonra kan dolaşımına karışan ve yaşamını burada çoğalarak sürdüren CYBE mikropları, karaciğeri, bağışıklık sistemini ve tüm bedeni etkileyen hastalıklara da neden olur. Bunun sonucu da sarılık, yüksek ateş, halsizlik, yorgunluk,bulantı ağızda yaralar, genel hastalık belirtileri de görülebilir.
6. Bazı Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar
Bu bölümde; sık görülen ve önemli olan bazı CYBE’ ler hakkında kısa bilgiler verilecektir.
6.1. HIV/AIDS (Sonradan Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu)
· AIDS, vücudun enfeksiyonlara karşı savaşma yeteneğini kaybetmesi sonucu ortaya çıkan bir grup ciddi hastalığın adıdır. AIDS’nin etkeni, HIV’dir. HIV, vücudun hastalıklara karşı korunma sistemi olan bağışıklık sistemini etkiler. Bu virüs, sadece kan dolaşımındaki bağışıklık hücreleri içinde yaşamını sürdürür. Bağışıklık hücreleri mikroorganizmalarla savaşmak için doku aralarına ve vücut sıvılarına geçtiklerinde beraberlerinde HIV’i de taşırlar. Bu nedenle HIV, penis ve vajinadan gelen salgılarda, makat ve ağız içindeki salgılarda yaygın olarak bulunur. Tükürük, mikrop öldürücü maddeler taşıdığından ağız içindeki virüs oranı, kan, penis, hazne, makattakinden çok düşüktür. Ter, gözyaşı, idrar ve dışkı gibi diğer vücut sıvılarında ise çok daha düşük oranda bulunur. Virüs, vücut dışı ortamda 10-15 dakika içinde (kanın kuruma süresi kadar) ölür.
· HIV, vücutta hiçbir belirti vermeden yıllarca yaşayabilir. Virüsün alınmasından hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar geçen süre en erken 2 yıl olabileceği gibi 10 yıldan daha uzun da olabilir. Bu nedenle HIV taşıyan insanların çoğunluğu, sağlıklarından fazla bir şey kaybetmeden üretken ve uzun bir ömür sürebilirler. Bu durumda vücutta HIV olup olmadığı sadece laboratuar testleriyle anlaşılabilir. Bu virüsün laboratuar testleri ile saptanabilmesi için HIV alındıktan sonra ortalama 3 aylık (90 gün) bir sürenin geçmesi gerekir. Ancak birey, virüsü aldığı andan itibaren hastalığı başkalarına bulaştırabilir.
· HIV, korunmasız cinsel ilişki, kan yolu ve anneden bebeğine doğum öncesi plasenta yoluyla, doğum sırasında kanlı ortamla yakın temas nedeniyle ve doğumdan sonra emzirme yolu ile bulaşır.
· AIDS hastalığının belirtileri; sürekli halsizlik, nedeni bilinmeyen ve uzun süren yüksek ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri, uzun süreli geçmeyen yaralar, tedavi ile geçmeyen mantar şikayetleri, solunum sistemiyle ilgili pnömoni.
· AIDS’ten korunmak için yapılması gerekenler;
►HIV taşıyıp taşımadığından emin olmadığınız kişilerle yapılan her türlü cinsel ilişkide mutlaka kondom kullanılmalı
►Kan nakli için kullanılacak kanların, kan ürünlerinin (aşı, serum,plazma vb.) mutlaka gerekli testlerden geçirilmiş olduğundan emin olunmalı
►Berberde tıraş olurken sizin için yeni bir jilet kullanıldığından emin olunmalı
►Manikür ve pedikür aletlerinin dezenfekte edilmiş ve akupunktur, döğme yapılan iğnelerin size özel olduğundan emin olunmalı
►Sağlık hizmeti alırken paketi açılmamış enjektör kullanılmasına, kullanılan diğer aletlerin mikroptan arındırılmış olmasına dikkat edilmeli, bunu istemenin bir hak olduğu unutulmamalı
►Her türlü enjeksiyonda iğne başkaları ile paylaşılmamalı
►Kan kardeşi olunmamalı ve başkalarının yarasına ya da kanayan bölgesine (özellikle kazalar ya da yaralanmalarda acil girişim gerektiğinde) çıplak elle dokunulmamalı, çevreden ele geçirebilecek bir naylon torba kullanılmalı
· AIDS Virüsünün Kesinlikle Bulaşmadığı Durumlar
►Hayvan ısırması, arı, sinek, böcek sokması
►Öpüşme, dokunma, okşama, el sıkışma, sarılma, kucaklama
►Tükürük, balgam,, öksürme, aksırma
►Başkalarının kullandığı tabak, bardak, havlu, giysi vb. şeyleri kullanma
►İç çamaşır, mayo vb. giyeceklerin ortak kullanımı
►Herkese açık yüzme havuzu, genel tuvaletler, alafranga tuvaletlerde oturma yerleri, duş, sauna, hamam, banyo
►Aynı evde ya da odada yatma, aynı araçla yolculuk etme
►Aynı kapı mandalını ve telefon kulaklığını kullanma
►Gözyaşı, ter
►Kan verme
· AIDS’in kesin tedavisi henüz yoktur. Son yıllarda geliştirilen ilaçlar, kandaki HIV ‘in çoğalmasını engelliyerek hastalığın ilerleyişini yavaşlatabilmektedir. Ne var ki tedavinin maliyeti çok yüksektir ve AIDS vakalarının çoğu gelişmekte olan ülkelerde yaşadıklarından pek az bölümü bu tedavi olanağına sahip olabilmektedir.
6.2. Hepatit B (Bulaşıcı Sarılık)
· Hem cinsel hem de kan yoluyla bulaşan ve sık karşılaşılan diğer CYBE’dir.
· Kadın ve erkekte karaciğeri tutarak sistemik enfeksiyona neden olan ve kronikleşme eğilimi gösteren bir enfeksiyondur.
· Hepatit B virüsü (HBV), enfekte kişilerin kanında, cinsel organ akıntılarında, süt,tükürük, ter ve gözyaşı gibi vücut salgılarında bulunur. Ancak HIV’ de olduğu gibi tükürük, ter ve gözyaşı gibi sıvılarda çok düşük oranlarda bulunur ve bu yollarla bulaşma söz konusu olmaz. HB Virüsü, hem vücudun içinde hem de dışında çok olumsuz koşullara bile dayanıklıdır. Oda ısısında 6 ay canlı kalabilir. 1/10 oranında sulandırılmış (10 ölçeğe 1 ölçek koyarak hazırlanan) çamaşır suyunda 10 dakika içinde etkisiz hale getirilebilir.
· Bulaşma, HIV’de olduğu gibi, korunmasız her türlü cinsel ilişki, kan ve kan ürünleri yolu ve anneden bebeğine doğum öncesi plasenta yoluyla, doğum sırasında kanlı ortamla yakın temas nedeniyle ve doğumdan sonra emzirme yolu ile olur.
· HB Virüsü, vücuda girdikten sonra esas olarak karaciğer hücrelerine yerleşir ve 90 günlük bir kuluçka döneminin ardından enfeksiyon belirtileri ortaya çıkar. Bu belirtiler; iştahsızlık, halsizlik, bulantı, kusma, ateş, eklem ağrıları, sarılık, idrar renginde koyulaşma, dışkı renginde açılma, karaciğerde büyüme ve hassasiyettir. Ancak virüs ile bulaşmış kişilerin sadece 1/4 ‘ünde bu belirtiler, belirgin olarak görülür. Önemli bir bölümü hastalığı, çok hafif belirtilerle hatta hiç fark etmeden de geçirebilir. Bu nedenle kişi, Hepatit B virüsü taşıyıp taşımadığını ancak kan testi ile öğrenebilir.
· Virüs ile bulaşan kişilerin büyük bir bölümünde (%90) hastalık, 6 ay içinde kendini sınırlar, %5-10 gibi çok azında kronikleşir. Kronikleşen kişilerde yıllar içindesiroz ve karaciğer kanseri gelişme olasılığı vardır.
· Hepatit B virüsü alındıktan hemen sonra, kişide herhangi bir hastalık belirtisi olmasa bile, bulaşıcılığı başlar. Virüs, kendini sınırlayan enfeksiyonlarda kendiliğinden 6 ay içinde kaybolur. Buna karşın hastalığı kronikleşen kişilerde bulaşıcılık uzun yıllarca sürebilir.
· Enfeksiyonun, etkeni virüs olduğundan doğrudan mikrobu yok eden, kesin bir tedavisi yoktur. Genellikle yatak istirahatı ve destek tedavisiyle hastalık kendini sınırlar. Kronikleştiği durumlarda ise farklı tedavi rejimleri uygulanmaktadır.
· Hepatit B, HIV’de belirtilen evrensel korunma önlemleri dışında aşı yapılarak hastalığa karşı bağışıklık sağlanabilen bir enfeksiyondur. Ülkemizde yeni doğanlar, doğar doğmaz Hepatit B’ye karşı aşılanmaktadır. Erişkinler için uygulanan aşı şeması; birinci aşı ,en az 1-2 ay sonra ikinci aşı ve birinci aşıdan en az 4-6 ay sonra üçüncü aşı ile genellikle yaşam boyu bağışıklık sağlanabilmektedir.
6.3. Bel Soğukluğu (Gonore)
· En sık rastlanan ve etkeni bakteri olduğu için tedavisi olan bir CYBE’dir.
· Hastalık, cinsel ilişki yoluyla (hazne, makat, oral) bulaşır. Bulaşmada, boşalmanın olması gerekli değildir.
· Erkeklerin %80’inde , kadınlarda %40’ında herhangi bir şikayete neden olmaz.
· Erkeklerde sık idrar yapma, idrar yaparken ağrı ve yanma en sık görülen şikayettir.
· Kadınlarda ise, anormal akıntı (genellikle koyu kıvamda sarımsı-yeşil renkte), adet düzensizliği, sık ve ağrılı idrara çıkma gibi belirtiler verebilir.
· Tedavisi mümkün, kolay ve ucuz olan bir hastalıktır. En etkin tedavi, “penisilin” uygulamasıdır. Ancak etkin bir tedavinin sağlanabilmesi için eşlerin birlikte tedavi görmeleri şarttır. Ayrıca şikayetler ya da belirtiler kaybolsa bile kendilerine reçete edilen ilaç dozunu tamamlamaları ve tedaviyi yarıda bırakmamaları önem taşır. Aksi takdirde enfeksiyon, sürekli tekrarlanacaktır. Tedavi süresince ve hastalık iyileşinceye kadar çift, cinsel ilişkiden sakınmalı ya da ilişkide kondom kullanmalıdır.
· Tedavi edilmediğinde ya da tedavisi geciktirildiğinde enfeksiyon, karın içine kadar yayılır, kısırlığa ve iç üreme organlarda apselere neden olur. Doğum öncesi ve doğum esnasında anneden bebeğe bulaşır ve bebekte körlük, akciğer hastalığına neden olabilir.
· Hastalığı geçirmiş olmak, kişide bağışıklık sağlamaz. Enfekte olan kişilerle yeniden korunmasız cinsel ilişkide bulunulduğunda hastalık yeniden görülür.
6.4. Frengi (Sifiliz)
· Bel soğukluğuna göre daha az sıklıkta görülen, cinsel ilişki ile bulaşan ve tüm vücudu etkileyen bir enfeksiyondur.
· Cinsel organlarda, makat çevresinde, kalın bağırsağın son kısmında ağrısız yaralar, ciltte döküntüler ve kasık bezelerinde şişlikle kendini gösteren bir hastalıktır. Yaralar, dudaklarda ve ağız içinde de oluşabilir. Üreme organ ve çevresinde oluşan bu ağrısız yaralar, bazen kendiliğinden geçebilir. Ancak bu durum, hastalığın iyileştiği anlamına gelmez. Tam aksine kişinin sağlık kuruluşuna başvurmasını geciktirdiğinden tedaviye geç başlanmış ve hastalığın ilerlemesine, tüm vücuda yayılmasına fırsat verilmiş olur. Nitekim, yaralar bir süre sonra tekrar çıkmaya başlar.
· Bulaşma, cinsel ilişki ile olabildiği gibi yaralara doğrudan temas ile de olur. Enfeksiyon, anneden plasenta yoluyla bebeğine de geçer.
· Tedavisi mümkün, ucuz ve kolay olan bir CYBE’dir. Bunda da “penicilin” etkili bir ilaçtır. Önemli olan tedaviye, hastalık ilerlemeden başlanmasıdır. Eşler birlikte tedavi olmalı ve enfeksiyon düzelinceye kadar cinsel ilişkide bulunulmamalıdır. Çünkü bulaşma, yaraya doğrudan temas ile de olabileceğinden kondom kullanımı yetersiz kalabilir.
· Tedavisi geciktirilen durumlarda hastalık ilerler. İç organ ve dokulara zarar verir, sinir sistemi ve kalp dokusunu etkileyerek körlük, felç ve ölüme neden olur.
6.5. Klamidya Enfeksiyonu (Klamidya Tricomatis)
· Cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur.
· Erkekte, ağrılı idrara çıkma ve kamıştan sarı renkte akıntı ile kendini belli eder.
· Kadınlarda da mikroorganizma, idrar ve üreme yollarını tutar. Bu nedenle sık ve ağrılı idrara çıkma belirtisi ile birlikte hazneden sarı, köpüklü bir akıntı görülür. Bazı kadınlar, hiçbir belirti vermeden de hastalığı taşıyabilir. Enfeksiyon, iç üreme organlarından karın içine de yayılabilir ve orada yaygın iltihaplara neden olabilir.
· Tedavisi mümkündür. Eşler birlikte tedavi olmalıdır.
· Tedavisi geciktiğinde, karın içi iltihaplara, apselere, dış gebeliğe ve kısırlığa neden olur. Ayrıca enfeksiyonu taşıyan gebelerde, yeni doğan da zarar görür. Özellikle akciğer ve gözlerde kalıcı sorunlar yaratabilir.
6.6. Trikomonas
· Etkeni, hareketli ve kamçılı bir parazit olan bu enfeksiyon, en sık görülen CYBE’ler arasında yer alır.
· Erkekte çoğu kez fazla belirti vermez. Bazen kamıştan gelen beyaz sulu bir akıntı görülebilir.
· Kadınlarda da bazen belirti vermeyebilir. Görülen belirtiler arasında; köpüklü, sarı-yeşil renkte ve kötü kokulu hazne akıntısı, hazne ve dış üreme organlarında kaşıntı,rahim ağzı ve hazne duvarında kızarıklık ve hassasiyet sayılabilir. Bu nedenle cinsel ilişkilerde kadın ağrı hissedebilir.
· Bulaşma, korunmasız cinsel ilişki ile olabildiği gibi akıntı ile bulaşmış eşya (tuvalet klozeti, ortak kullanılan taharet bezleri vb.)ile de olur. Çünkü mikrop, kapsüllü ve dirençlidir. Dış ortamda bir süre yaşayabilir.
· Hastalık tanısı, akıntının incelenmesi ile konur. Taze preparat (ıslak lam) incelemesinde, alınan akıntı örneği üzerine birkaç damla serum fizyolojik damlatılarak mikroskop altında incelendiğinde kamçılı parazitleri görmek mümkündür.
· Tedavisi vardır. Metronidazol, tek doz veya 7 gün süre ile kullanılır. Hasta, eşi ile birlikte hemen tedaviye alınmalıdır. Bu sürede cinsel ilişki de yasaklanır. Mikrop dirençli olabileceğinden bazen tedavi, bir tertip daha uzatılabilir.
· Tam iyilik sağlanmadıkça kişinin bulaşıcılığı devam eder.
6.7. Yumuşak Çıban (Şankroid)
· Üreme organlarında ağrılı yaralar oluşturan bir CYBE’dir.
· Genellikle yara tarafındaki kasık bezesinde oluşan ağrılı şişlikler, zamanla büyür ve çıbana dönüşerek patlar ve içindeki iltihap dışarı akar.
· Tedavisi kolay bir enfeksiyondur. Ancak bu hastalıkta da eşler birlikte tedavi görmeli ve iyileşme sağlanıncaya kadar cinsel ilişki yasaklanmalıdır.
6.8. Genital Siğiller (İnsanda Papillom Yapan Virus -HPV)
· Etkeni bir virüs olan bu enfeksiyon, tek ya da çok sayıda yumuşak, karnabahar görünümünde ağrısız oluşumlarla kendini belli eden bir CYBE’dir.
· Bu oluşumlar, makat civarında, kadın dış üreme organlarında, haznede, peniste görülebilir. Virüsün siğil yapmayan bazı türleri, kadında rahim ağzına kadar yayılabilir ve rahim ağzı kanserine neden olabilir.
· Bulaşma, enfekte kişilerle korunmasız cinsel ilişki ile olur. Hastalık, bu oluşumlar görüldüğü sürece bulaşıcıdır.
· Etmeni virüs olduğu için kesin ve tam bir tedavisi yoktur. Siğiller, lokal tedavi ile yok edilmeye çalışılır. Bunun için dondurma, yakma, özel solüsyonlar sürme gibi uygulamalara baş vurulabilir. Hastalığın etkin tedavisini sağlamak ve yayılmasını önlemek için tedaviye erken başlanmalıdır. Hastalığın tekrarlanması söz konusu olabilir. Bu nedenle her seferinde cinsel partneri de birlikte değerlendirilmeli ve tedavi süresince cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır.
· En önemli yan etkisi kadınlarda serviks kanserine neden olmasıdır. Bu açıdan kadınlar yılda en az bir kez servikste oluşabilecek değişiklikler açısından muayene edilmeli ve “Pap Smear= sürüntü testi” yapılmalıdır.
6.9. Genital Uçuklar (Genital Herpes)
· Etkeni virüs olduğu için kesin tedavisi olmayan ve üreme organlarında tekrarlayan uçuklarla kendini gösteren bir CYBE’dir.
· Hastalık, dış üreme organlarında kaşıntı ve yanma ile birlikte görülen kızarık plaklar şeklinde başlar. Daha sonra bu plaklar açılarak girintili-çıkıntılı,düzensiz kenarlı uçuklar ortaya çıkar. Uçuklar genellikle birden fazladır, ağrılıdır ve yerleşim yeri olarak erkekte en sık penis başı ve gövdesinde , kadında ise büyük-küçük dudaklar ve çevresinde, rahim ağzında bulunur.
· Enfeksiyon, lokal belirtileri dışında ateş, halsizlik belirtileri de gösterebilir.
· Uçuklar olduğu sürece cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Bazen belirti bulunmadığı durumda da bulaşma olabileceğinden cinsel ilişkilerde kondom kullanımı ihmal edilmemelidir.
· Tedavisi, ağızdan hap ve doğrudan uçuklara yönelik lokal uygulamalarla yapılmaktadır. Ancak tedavisi zor ve zahmetli olabildiği gibi hastalığın tekrarlanma riski de vardır.
§ Mantar Enfeksiyonu (Kandida Albikans)
· Mantar enfeksiyonu, her insanın bedeninde normalde bulunan mantar mikrobunun, bedenin zayıfladığı durumlarda hastalığa yol açması sonucu oluşur. Bu nedenle de cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar içinde sayılmaz. Ancak kadınlarımızda çok sık görülen ve mevcut belirtileriyle onları rahatsız eden bir enfeksiyon olduğundan bu konu içinde yer vermeyi uygun bulduk.
· Mantar türleri vajina içinde normal olarak bulunur. Ancak vücudun zayıf olduğu zamanlarda ya da birtakım iç (bünyesel) ve dış (çevresel) kaynaklarla hastalık mikrobu, artarak hastalığa neden olur. Bunlardan en sık görüleni, kandida enfeksiyonudur.
· Aşağıda belirtilen durumlarda daha sık görülür;
*Şeker hastası kişilerde
*Uzun süre antibiyotik kullanımlarında
*Gebelikten korunmak için hormonal yöntem kullananlarda
*Gebelerde
*Vajina yolu ile doğum sırasında anneden bebeğe geçerek
· Hastalık, bazen hiçbir belirti vermeden de bulunabilir. En sık görülen belirtisi, hem erkekte hem kadında süt kesiği görünümünde veya peynirimsi beyaz akıntıdır. Bunun dışında; cinsel ilişki sırasında rahatsızlık, idrar yaparken dış üreme organlarında yanma, kaşıntı, hazne ve dış üreme organlarında hassasiyet ve ağrı, penis başı ve derisinde kaşıntı, penis derisinde hassasiyet belirtileri verir.
· Hastalık, hazne ve peniste akıntı belirtisi verdiği dönem bulaşabilir.
· Tanı koymak çok kolaydır. Belirtileri görmenin dışında alınan akıntı örneği, taze preparat yayma ile incelenir. Alınan örnek üzerine birkaç damla %10 potasyum hidroksit (KOH) damlatılarak mikroskop altındaki incelemede mantar formatları (spor ve miçelyumların) rahatça görülür ve kesin tanı böyle konmalıdır.
· Tedavisi mümkündür.Oral ev vajinal antifungaller kullanılır. Bazen çok inatçı olabilir ve tedaviye geç yanıt verebilir ya da tekrarlayabilir. Tedavisi, bölgesel uygulamalar ve ağızdan alınan haplarla mümkündür. Bunun için hekime baş vurulmalıdır. Hiçbir belirti ve şikayete neden olmuyorsa tedavi edilmez.
· Tedavi sırasında ve sonrasında bir hafta cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. İç çamaşırların temizliğine, doğru taharetlenme alışkanlığı edinmeye, haznenin ellenmemesi ve yıkanmamasına , dış üreme organlarının hijyenine dikkat edilmelidir. Buna rağmen sürekli sıkıntı veriyor ve geçmiyorsa alta yatan başka bir neden,örneğin bir şeker hastalığı, olup olmadığı araştırılmalıdır.
7.CYBE’ lerden Korunma ve Tedavi Yaklaşımı
CYBE’ lerden korunma, aşağıda belirtilen önlemler ile mümkün olabilir;
· Korunmanın ilk şartı, konu hakkında sağlıklı ve doğru bilgiye sahip olmaktır. Her yaş grubu bireyin, özellikle daha fazla risk altında olan gençlerin, bu konuda bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır.Böylece CYBE ‘de yer alan hastalıkların genel belirtilerinin bilinmesi, bireyin gerektiğinde çekinmeden hekime baş vurmasını kolaylaştıracaktır.
· Yine gençler arasında, her türlü cinsel ilişkide, kondom kullanma alışkanlığının edindirilmesi çok önemli bir kazanım olacaktır.
· Bireysel düzeyde korunmanın en etkili yolu hastalık riski taşıyan şüpheli kişilerle (seks işçileri, seks işçileri ile birlikte olduğu bilinen kişiler, çok sayıda partneri olan ya da olmuş kişiler) ilişkiye girmekten kaçınmaktır.
· Önemle dikkat edilecek bir başka konu da bireylerin herhangi bir hastalık belirtisi göstermeden de bu enfeksiyonu taşıyor olmalarıdır. Bu nedenle kendisi hakkında bilgi sahibi olunmayan kişilerle ilişkide bulunulacak ise mutlaka kondom kullanılmalıdır.
· Aktif cinsel yaşamı olan herkes, CYBE açısından risk altındadır. Bu nedenle her türlü cinsel ilişkide düzenli olarak “kondom” kullanmak, kesin koruyuculuk sağlar.
· Erken tanı ve tedavi de kişinin sağlığına yeniden kavuşması dışında enfeksiyonun daha çok bulaşmasını önleyecektir.
· Aile planlaması yöntemleri arasında bulunan sperm öldürücü(spermisitler) krem, köpük ve fitillerin de bazı cinsel yolla bulaşan mikroplara karşı KISMEN koruyuculuğu vardır. Bu maddeler, tek başına kesin koruma sağlamaz. Kondom ile birlikte kullanıldığında korunma oranı çok yüksektir.
· Cinsel ilişkide bulunmamak da bir korunma yolu sayılır.
· Frengi, Hepatit B ve HIV için, kanla bulaşma yollarına da dikkat edilmelidir. Berber ve kuaförlerde kullanılan araç ve gereklerin temizliğinden, sağlık kuruluşlarında hizmet alırken kullanılan malzemelerin temizliğinden emin olmak gerekir. Özellikle kullanılan enjektör ve iğnelerin kişiye özel, tek kullanımlık olduğuna dikkat edilmelidir. Ortak tıraş bıçağı kullanmamak, çocuklar arasında oyun gibi sıkça yapılan “kan kardeş” olmamak, başkalarının kanayan bölgelerine ya da yaralarına çıplak elle dokunmamak, kan nakli gerektiğinde kanın test edilmiş olduğundan emin olmak
· Özellikle üreme organlarında meydana gelen yara, bere, sivilce, uçuk, siğil ya da kaşıntıyla oluşan tahrişli bölgelere çıplak elle dokunulmaması ve bu belirtilerin vakit geçirmeden tedavi edilmesi bulaşma tehlikesini azaltır.
· Hepatit B enfeksiyonundan aşı yaptırılarak korunma sağlanır.
· CİNSEL YOLLA BULAŞAN ENFEKSİYONU OLANLARIN, EŞLERİNİN DE MUTLAKA TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİR.
CYBE’lerde tedavi yaklaşımı;
· Etkeni bakteri olan bel soğukluğu, frengi, trikomonas, klamidya, yumuşak çıban gibi CYBE’ler, antibiyotik ile ve etkeni mantar olan kandida enfeksiyonu da kendine özel ilacı ile kolay tedavi edilir. İlaçlar ağızdan alınabildiği gibi iğne biçiminde veya yaraya sürülecek pomat şeklinde de kullanılabilir.
· Hepatit B, HIV-AIDS, uçuklar ve siğillerin etkeni virüs olduğundan kesin tedavileri yoktur. Hepatit B ‘de belirtilerin düzeltilmesi için bazı ilaçlar kullanılır ve hastalık, zamanla iyileşmeye bırakılır. HIV enfeksiyonunun bu gün için kesin tedavisi yoktur. Ancak HIV’ li kişilerin daha uzun ve sağlıklı yaşayabilmeleri için bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Üreme organları üreme organları üzerinde oluşan uçuklar ve siğillerin tedavisinde ise bazı ilaçlar kullanılarak ve bölgesel uygulamalar yapılarak belirtileri iyileşebilir. Ancak tekrarlama durumu hep söz konusudur.
· Tüm CYBE’lerde tedavi, cinsel eş ile birlikte yapılmalıdır. Tedavi süresince de cinsel perhiz yapmaları ya da ilişkilerinde mutlaka kondom kullanmaları söylenmelidir.
· CYBE tedavi edilmediğinde, herhangi bir belirti vermese de, kişi o hastalığı taşır ve çevresine özellikle cinsel partnerine bulaştırır. Kesin tedavisi olmayan CYBE’ler ise türüne göre ya sürekli ya da hastalığın sadece aktif dönemlerinde bulaşıcılıkları söz konusudur.
8. CYBE Konusunda Düzeltilmesi Gereken Yanlış Bilgi ve İnanışlar
Aşağıda belirtilen ifadeler, toplumda yaygın olarak paylaşılan, aslında bilimsel hiçbir geçerliliği olmayan yanlış ön yargı ve inanışlardır.
· Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonu olan bir erkek, bakire kız ile ilişkide bulunursa hastalığı geçer.
· Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonu olan bir erkek, hayvanlarla ilişkide bulunursa tüm hastalığı hayvana geçtiği için kendisi iyileşir.
· Hastalık belirtisinin ortadan kalkması, CYBE’nin iyileştiği anlamına gelir.
· CYBE’ler ahlak dışı ya da yasak ilişkiler sonucu olur.
· Her gün cinsel organların yıkanması, CYBE’ lerden korunma sağlar
· Türk olmak CYBE’lerden korunma için yeterlidir.
· Cinsel ilişki sonrasında idrar yapmak, CYBE’ lerden korunma sağlar.
· CYBE, ağırlıklı olarak eşcinsel hastalığıdır, heteroseksüellerde ender olarak görülür.
· Fahişelik olmazsa CYBE da görülmez.
|