Bizden Haber Alın

Hakkımızda

Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı’nın 1985 yılında kuruluşundan bu yana dopdolu otuz yıl geçti. Bu otuz yılda, ülkemizde
nüfus dinamiklerinden sosyo-ekonomik koşullara kadar pek çok değişim yaşandı. Uluslararası ortamda ise kalkınma sorunlarına yaklaşımdan, aile planlaması ve kadın sağlığına uzanan bir alanda yeni bir yaklaşımın gelişmesine tanık olduk. Bununla beraber, çalışma alanımızdaki konular her zaman önemini korumaya devam etti. Anne-çocuk sağlığı ve aile planlaması temelinde ilerleyen koruyucu sağlık yaklaşımı, 1990’lı yılların ortasından itibaren üreme sağlığı başlığı altında daha bütünsel bir zemine taşındı ve güvenli annelikten cinsel eğitime, cinsel sağlıktan doğurganlığın düzenlenmesine kadar pek çok konuyu içine alır hale geldi. Bu kapsamda, bilgiye, eğitime ve hizmetlere ulaşma öncelikli bir ihtiyaç alanı olarak tanımlandı. Ne var ki ülke olarak anne ve bebek ölümlerini önleme konusunda önemli bir başarı elde etmemize rağmen ergenlerin ve gençlerin cinsel gelişim dönemlerinde yeterli bilgi ve hizmete ulaşmaları sağlanamadı. Sağlıkta dönüşüm ile koruyucu sağlık hizmetleri yeniden düzenlenirken, anne-bebek sağlığının gelişmesini ve kadın hakları konusundaki kazanımları destekleyen bir alan olan doğurganlığın düzenlenmesine yönelik hizmetlerin erişilebilirliği ihmal edildi.

Üreme sağlığında temel ihtiyaçlar ve buna paralel olarak sunulan hizmetler değişse de bu alanlarda bilgiye, eğitime ve danışmanlık hizmetlerine olan gereksinim devam ediyor. Vakıf olarak bu süreçte bir yandan güncel ihtiyaçlara yerel çözümler üretmeye çalışırken, bir yandan da dünyadaki çağdaş yaklaşımları izlemeye ve bunları ülkemiz bağlamında değerlendirmeye
özen gösterdik ve gösteriyoruz. Eğitim programlarımızı işbirliği içinde çalıştığımız paydaşlarımızın önceliklerini ve koşullarını
dikkate alarak geliştiriyoruz. Çalışmalarımızın kurumsallaşması için çaba harcıyoruz.

Çalışmalarımızın bugün geldiği noktada, sağlıkta nitelikli bir dönüşümün ancak hak odaklı bir yaklaşımla ve öncelikle kadınlarla
çocukların toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde güçlenmesiyle mümkün olduğunu görüyoruz. Hak temelli yaklaşımın dünyanın kabul ettiği temel bir ilke olmasının yanı sıra çalışma alanlarımızdaki deneyimlerimiz de bunu gösteriyor. Bugün Vakfımız bireylerin kendi cinsel haklarını/üreme haklarını bilmesi, savunması ve bu haklar temelinde hizmet talep etmesi için çalışıyor. Geniş bir alanda yürüttüğümüz kadın, çocuk ve erkeklere yönelik tüm çalışmalarımız toplumsal cinsiyet eşitliği temeli üzerine inşa ediliyor.

Otuzuncu yaşımızda, insan yaşamını iyileştiren dayanışmacı ve eşitlikçi toplumsal bağları paydaşlarımızla birlikte örmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Daha güzel yarınlar hedefiyle çıktığımız bu yolculukta bizimle yan yana duran tüm yol arkadaşlarımıza ve ortaklarımıza teşekkür ederiz. Gelecek hedefimiz, daha fazla insanın kendi hayatına sahip çıkabileceği koşulları üretmeye devam ederek, bireylerin ve ailelerin yaşam kalitesini geliştirmektir. İşte bu yüzden otuzuncu yılımızda “Toplumsal bağlar güçlendirir” diyoruz. Önümüzdeki yıllarda, yaşamı iyileştiren çalışmalarımızı birlikte
sürdürmek dileğiyle…

Caroline Koç