ÜREME ORGANLARIN YAPI VE İŞLEYİŞİ
1. Kadın Üreme Organları
Kadının üreme organları, pelvik kaviteye yerleşmiş ve pelvik taban tarafından desteklenen iç üreme organları ile vulvada yerleşmiş dış üreme organlarından oluşur .
Dış üreme organları:
Dış üreme organları; mons pubisten anüse kadar uzanan bölümde yer alan organları ve bunlara ait kas, damar ve sinirleri içerir.
Resim 1: Kadın dış üreme organları
· Labia major (büyük dudaklar) : Vulvanın iki yanında, yukarıdan aşağıya doğru uzanan içleri yağ ve bağ dokusu ile dolu, kıllı, damar, sinir ve ter bezlerinden zengin deri kıvrımlarıdır. Labia majorler, labia minörleri, uretral ve vajinal açıklığı korurlar.
· Labia minör (küçük dudaklar): Labia majorlerin altında, damar ve sinir yönünden zengin, kılsız elastik dokulardır.
· Klitoris (Bızır): Erkekteki penisin karşılığı olan klitoris, labia minörlerin üstteki birleşme yerinin altında bulunan sertleşebilen bir organdır. Damar ve sinir yönünden zengin olduğundan cinsel uyarılar sonucu sertleşir ve kalınlaşır.
· Hymen/Vaginal Açıklık (Kızlık zarı): Vajinal açıklığı kısmen örten elastik bir mukoz membrandır. Üzerinde “Menstrual kan” ın ya da akıntının dışarı akmasını sağlayacak bir ya da birkaç delik bulunur. Ender olarak tümüyle kapalı olabilir. Hymenin yapısı kişiden kişiye farklılık gösterir. Kızlık zarı cinsel birleşme ile genellikle yırtılır ve hafif bir kanama olur. Bazı zarlar, ileri derecedeesnek olabilir ve cinsel birleşmede yırtılmadığı için kanamaya da neden olmazlar.
Kadın üreme organları dışında perineye açılan iki açıklık daha vardır. Bunlardan öndeki “üretranın alt deliği -üretral açıklık- meatus”, arkadaki ise “dışkı çıkış açıklığı-anüs”tür.
İç üreme organları:
Resim 2: Kadın iç üreme organları
Vajina (Döl yolu, hazne): Vulvayı uterusa bağlayan, 8-10 cm uzunluğunda, kas ve zarlardan oluşan bir organdır. Duvarları birbirine çok yakındır, fakat iç yüzeyi plikalar ile kaplı olduğundan cinsel ilişki ve doğum zamanında genişleme ve uzama özelliğine sahiptir. Vajinanın ortamı asit özelliktedir, böylece iç üreme organlarını enfeksiyonlardan korur. Vajina, doğum kanalı olarak işlev görmesinin yanı sıra, menstruasyon kanının aktığı ve cinsel birleşmenin (koitusun) gerçekleştiği bir kanaldır.
Resim 3: Serviksin vajinadan görünümü
· Uterus (Rahim, döl yatağı): Mons pubis ve mesanenin arkasında, rektumun önünde yerleşmiş, içi boş, hareketli bir organdır. Kadının en önemli üreme organları olan uterus,
Ø normalde 8cm uzunluğunda, 5 cm genişliğinde ve 2,5 cm kalınlığında,
Ø gebelikte aşılanmış ovumu ve bebeği içine alan ve onu geliştiren,
Ø menstruasyon kanını oluşturan bir organdır.
Ø Güçlü kas ve bağ dokusundan oluşmuştur.
Uterus 3 tabakadan oluşmuştur. Parametrium, uterusun dış yüzünü örten tabakadır. Üzerini örten periton yaprağı, daha sonra karın içinde devam eder. Kalın bir düz kas tabakasından oluşan myometrium tabakası, ortada yer alır. En içte ise müköz bir memebran olan endrometrium tabakası vardır. Uterusun tabakalarından endometrium; kendi özel yapısı ve over hormonlarının etkisi ile siklik değişikliklere duyarlıdır ve uyum sağlar.
Uterus, korpus, istmus ve serviks olmak üzere üç bölümden oluşur. En büyük bölümünü korpus oluşturur. Korpusun üst kısmında bulunan fundus, uterusun en üst bölümüdür ve tubal açıklıklar, fundusun iki yanına açılır. Korpusun iç kısmında “kavum uteri” denilen geniş bir boşluk mevcuttur. Fetus bu bölümde büyür ve gelişir. İstmus, uterusun korpus ile serviks arasında yer alan en ince bölümüdür. Gebelikte açılıp kavum uteri ile birleşir. Serviks ise, erişkin bir kadında uterusun yaklaşık 1/3 ünü oluşturur. Ortasında servikal kanal bulunur. Bu kanalın, kavum uteriye bakan “iç” ve vajinaya bakan “dış” olmak üzere iki darlığı vardır. Kanal servikalin iç yüzeyi, endometrium mukozası olan tek katlı silendirik epitel ile örtülüdür. Bu tabaka, servikal dış darlık ve çevresinde, vajen mukozası olan “çok katlı yassı epitel” ile birleşir. Birleşme noktası, kadının yaşam dönemlerine göre değişik konumlarda olabilir. Örneğin cinsel olgunluk dönemindeki kadında dış darlıktan fornikslere doğru taşmıştır. Serviksin önemli bir bölümü bağ dokusundan oluştur. Bu sayede doğum sırasında incelerek 10 cm e kadar açılır. Servikal kanalda, salgı yapan hücreler bulunur. Bu hücreler, over hormonlarından etkilenerek, kokusuz, saydam ve alkalen özellikte servikal mukusu salgılar.
· Tubalar (Tüpler,Yumurtalık kanalları): Uterusun üst köşelerinden overlere doğru uzanan 10-12cm uzunluğunda ince kanallardır. Uçları püsküllü bir yapıdadır. Tubalar, ovulasyonla overlerden atılan yumurtanın ve aşılanmış yumurtanın uterusa taşınmasını sağlar. Bu taşınmayı sağlayan mekanizma, tüplerin peristaltik hareketleri, tüplerde üretilen salgı ile tüp mukozasındaki siliaların (küçük tüycükler) yönsel hareketleridir.
· Overler (Yumurtalıklar): Uterusun her iki yanında tubaların fibrial uçlarına yakın olarak yerleşmişlerdir. Overler; 4cm uzunlukta, 2cm genişlikte, 1cm kalınlığındadır. Overlerin iki görevi vardır.
1) Yumurta hücresini geliştirip ovulasyonu sağlamak. Her ay (dönüşümlü olarak her ay bir yumurtalıktan olmak üzere) yumurtalıktan 7-8 yumurta gelişir, ama yalnızca bir tanesi olgunlaşıp çatlayacak boyuta ulaşır. Yumurta yapma ve yumurtlama etkinliği, ergenlikte başlar ve menopoza kadar sürer.
2) İki önemli kadınlık hormonu olan östrojen ve progesteronu üretmek.
2-Kadın Üreme Organlarının İşleyişi
Üreme fonksiyonlarının normal devam edebilmesi için tüm kadın organizmasında, özellikle üreme organlarında, menarş (ilk adet görme) ile başlayan ve menopoza (adetten kesilme) kadar süren dönemde her ay düzenli değişiklikler olur. Buna “siklus/ menstrual siklus/ periyot” denir. Ortalama siklus süresi, 28 (22-35günler arasında normal sayılır) gündür.
Kadın üreme fonksiyonu, hipotalamus, hipofiz, overler (östrojen ve progesteron) ve üreme organları özellikle uterusun endometrium tabakası arasında oluşan bir etkileşim mekanizması ile gerçekleşir.
Siklus;
ØOverlerde pek çok folikül hipofiz ön lobundan salgılanan FSH’ın etkisi ile olgunlaşmaya başlar ve her bir folikül östrojen salgılar. Bu süreçte östrojen kanda en yüksek düzeydedir. Bunun etkisi ile endometriumun bazal tabakası epitelle örtülür ve hızla gelişerek kalınlaşır, içindeki damarlar gelişir ve çoğalır Fonksiyonel tabaka, böyle oluşur.
ØOverlerde aynı anda gelişen ve içinde “yumurta hücresini” barındıran birkaç folikülden yalnızca bir tanesi, gelişimini tamamlar ve çatlayarak içindeki “ovumu=yumurta hücresi”ni dışarı atar. Bu olaya “ovulasyon=yumurtlama” denir. Ovulasyon, her ay farklı overlerde dönüşümlü olarak gerçekleşir ve ovulasyon dönemi, bir sonraki adetten ortalama 14 gün (11-16 gün) önceye denk düşer. Ovumun ömrü; yumurtalıklardan atıldıktan sonra 24-36 saattir.
Resim4: Ovulasyon
ØOvülasyondan sonra geride kalan folikül “korpus luteuma” dönüşür ve salgıladığı çok miktarda progesteron, az miktarda östrojen hormonu etkisi ile endometrium kalınlaşmaya devam eder. Endometrium yumuşak, ödemli ve kalın bir yapıya bürünür, böylece “fertilize ovum=zigot” un yerleşmesi için uygun bir ortam hazırlanmış olur.
Resim 5: Beyin ve üreme organları arasındaki ilişki
ØFertilizasyon=aşılanma olmamış ise, korpus luteum geriler, östrojen ve progesteronun kandaki düzeyleri düşer. Hormonal desteğin yitirilmesi, dolaşım spazmı ve doku iskemisi sonucunda endometriumun fonksiyonel tabakasında doku nekrozu meydana gelir, damarlar açılır ve fonksiyonel tabaka soyularak menstrüasyon kanı olarak vajinal yoldan dışarı atılır.
Menstrüasyon kanının içerisinde; endometrial doku, kan, vajina epitel hücreleri ve servikal mukus vardır. Normal menstruasyon, 2-7 gün sürer ve kaybedilen kan miktarı 30-100 cc arasında değişir.
3. Erkek Üreme Organları
Erkek üreme organlarının büyük bir kısmı karın boşluğundadır.
Resim 6: Erkek dış-iç üreme organları
Dış üreme organları:
· Penis (Kamış): Erkeğin cinsel birleşmeye doğrudan katılan organıdır. İçinden idrar yolu geçer. Penis başında bulunan açıklık, idrarın ve meninin (spermleri içinde bulunduran sıvı) dışarı boşalmasını sağlar. İdrar yolunun çevresinde bulunan süngerimsi dokular cinsel uyarı ile kanla dolar ve sertleşmeyi sağlar. Penisin ucu sinir yönünden zengindir ve bu nedenle oldukça duyarlıdır.
· Skrotum (Torbalar): Penis kökünün altında yer alan ve testisleri içinde barındıran torba şeklinde bir organdır. Torbaların vücut dışında bulunmalarının nedeni; erkek üreme hücrelerinin işlevlerini yerine getirebilmeleri için vücut ısısından daha düşük bir ortamda (34-35 ºC) yaşamaları gerekliliğidir.
İç üreme organları:
· Testisler (Erbezleri): Bir çifttir ve skrotumun içinde bulunurlar.Testisin iki görevi vardır.
1) Bir androjen olan “testosteron” hormonunu (erkeklik hormonu) salgılamak. Bu hormon, erkeklere özgü fiziksel özelliklerin gelişmesinde önemli rol oynar.
2) Sperm üretmek.
Testisler seminifer tübüller ve epididimisden oluşur. İnce kıvrık yapılar olan seminifer tübüller, iç yüzeyinde Sertoli hücreleri adı verilen ve sperm hücresini besleyip gelişmesini sağlayan hücreler ile kaplıdır.
· Epididim: Testis içindeki kanalcıklar, testisin hemen üzerine yerleşmiş olan epididim adlı yapıyla devam ederler. Epididim, sperm hücrelerinin olgunlaşmasının devam ettiği yerdir ve sperm hücrelerine depo görevi üstlenir.
· Vas Deferens (Tohum kanalları): Spermleri, toplayıcı kanallardan meni kesesine taşıyan 30-35 cm uzunluğunda iki tane kanaldır. Her ikisi de karnın alt bölgesinden yukarı doğru ilerleyerek mesanenin arkasına geçer. Burada kalınlaşarak torba oluşturur ve meni kesesine açılır. Kanal daha sonra prostatın içinden geçerek idrar yolu ile birleşir. Cinsel uyarı ile kasılan kanallar, spermin ilerleyişini ve meni keselerine taşınmasını sağlar.
· Meni kesecikleri:Mesanenin arka kısmında bulunan salgı bezi yapısında organlardır. Birbirine simetrik iki tanedir.Prostaglandin, fruktoz ve besleyici maddeler içeren, sarımsı, yapışkan ve alkalen bir sıvı salgılar. Prostaglandinler, spermin servikal mukusa girişini ve fertilizasyonu kolaylaştırır. Keselerden salgılanan sıvı, “meni sıvısı”nın %60-70’ini oluşturur. Meni kesecikleri spermleri muhafaza ederek, onların beslenmelerini, hareketliliğini ve canlılığını sağlar.
· Prostat: Mesanenin altında bulunan kas ve bez dokularından oluşan bir salgı bezidir. Meni sıvısının %20-30’unu oluşturur. İçeriğinde bir çok besleyici maddenin yanı sıra enzimler de bulunur. Spermleri besleyen ve hareketlerini sağlayan süt görünümünde alkalen bir sıvı salgılar. Meni keseleriyle birleşip iki üst yanlardan prostata giren tohum kanalları, prostatın ortasından geçen üretra ile birleşir. Prostat, vajina asiditesini nötralize ederek spermlerin barınmasını sağlar, cinsel aktivite sırasında kasılarak idrar çıkışını engeller ve meni sıvısını üretraya doğru ilerleyişini kolaylaştırır.
· Boşaltım kanalı: Penisin içinde idrar ve meni sıvısının dışarı atıldığı kanaldır.
· Meni (sperma sıvısı, ejakülat, seminal sıvı), spermler ve seminal plazma denilen diğer erkek üreme organlarındaki eklenti bezlerinin salgılarından oluşur.
Ø Meni sıvısı spermlerin hareketlerini kolaylaştırır ve canlılığı sağlar.
Ø Meni sıvısının %60’ı seminal vesikülden (meni kesesi), %20’si prostattan salgılanır, %90’ı sudur, pH’ı alkalendir, spermlerin yaşayabilmesi için gerekli olan protein, lipit, tuzlar ve fruktoz içerir.
Ø Meni sıvısı, erkeğin orgazm olmasıyla birlikte dışarı fışkırma tarzında boşalır.
Ø Meni, yaklaşık 1.5-5 mililitre (3-5 cm³) miktarında opak-gri renkte, kuruduğunda sarı bir renk alan, kendine özgü bir kokusu olan, yapışkan ve kıvamlı bir sıvıdır. Vücuttan atıldıktan sonra 15 - 20 dakika arasında yapışkan halini kaybederek sıvılaşır, 30 dakikada tamamen su halini alır.
Ø Bir boşalmada, meni sıvısıyla birlikte ortalama 150-300 milyon sperm hücresi atılır. Spermin “yumurta hücresi”ni aşılamasında sperm sayısı kadar spermlerin kalitesi de önemlidir.
Ø Ovumu aşılayabilmesi için spermlerin en az %60’ının hareketli ve morfolojik açıdan normal olması gerekir.
Ø Spermler, erkek üreme sisteminde haftalarca yaşayabildikleri halde kadın üreme sistemine atıldıktan sonra ısı artışı nedeni ile en az 3 gün canlı kalabilirler.
4-Erkek Üreme Organlarının İşleyişi
Erkekte üreme fonksiyonu puberte dönemi ile başlar ve yaşam boyu sürer. Üreme fonksiyonu hipotalamus, hipofiz ve testisler arasında oluşan etkileşim mekanizması ile gerçekleşir. Erkekte beyindeki hipofiz bezinden salınan FSH ve LH üreme fonksiyonlarını kontrol eder. FSH testilerdeki hücrelerin büyümesini, olgunlaşmasını ve spermlerin salınmasını kontrol eder. LH ise testilerdeki testesteron üreten Leydig hücrelerini uyarır.
FSH etkisi ile Sertoli hücreleri, spermatositlerin (tam olgunlaşmamış sperm hücresi) olgunlaşmasını sağlar. Bu hücreler,72 günlük sürede olgunlaşır. Böylece atipik bir görünüme ve hareket yeteneğine sahip ve baş, boyun, kuyruktan oluşan sperm hücresi şekillenir. Olgunlaşan sperm hücreleri epididimis adı verilen ana kanala ulaşır. Sperm hücreleri burada olgunlaşmaya devam eder. Epididimisin baş kısmında, sperm hücrelerinin içinde bulunduğu sıvının büyük kısmı ve ölü spermler geri emilerek canlı sperm konsantrasyonu artar. Epididimisin orta kısmında spermler olgunlaşarak yumurtayı dölleme yeteneği ve hareket kazanırken, epididimisin kuyruk kısmında ise spermler depolanır ve anormal spermler, burada geri emilir. Sperm hücreleri, epididimisden meninin dışarı atıldığı ejekülasyon kanalına geçer.
Spermatogenezin başlaması için FSH ve LH gerekli, sürdürülmesi içinse testosteron yeterlidir. Sperm hücresi yaklaşık üç ay gibi bir sürede olgunlaşır. Sperm epididimiste 1 ay, organizma dışında birkaç gün canlı kalır. Sperm üretimi devamlıdır, üretilen sperm depolanır ve boşaltılmaya hazır bekler.
Spermlerin yolculuğu
Cinsel ilişki sırasında sempatik kontrol ile mesane boynu ve penisdeki kasların kasılması ile meni sıvısı, vajinal kanala boşalır. Ejakülasyonda mesane boynu kapanır, dış sfinkter açılır perineal ve uretral kasların kasılmasıyla semen dışarı çıkar. Koyu kıvamda olan meni sıvısı, 15-20 dakika içinde sıvılaşır. Sperm hücreleri, rahim ve tüplere doğru yüzmeye başlar. Tubalardaki kasılmalar, spermlerin yumurtaya
yaklaşmasına yardımcı olur. Sperm hücrelerinden sadece bir tanesi yumurtanın etrafındaki zarı delerek yumurtayı döllemeyi başarır. Sperm, yumurta hücresine girdikten 8-12 saat sonra baş kısmı parçalanır ve genetik materyal açığa çıkarak döllenme tamamlanmış olur. Döllenmiş yumurta, artık “zigot” adını alır ve yeni bir varlığın ilk hücresini oluşturur. Zigot, ilk bölünmesini 12-16 saat içinde gerçekleştirerek iki hücreli hale dönüşür. Daha sonra “maturasyon=olgunlaşma” bölünmelerini artırarak çok hücreli bir görünüm kazanır.
Spermler (Erkek üreme hücreleri): Gözle görülemeyecek kadar küçük, hareketli hücrelerdir.
Spermler, orgazm sırasında penisten dışarıya boşalan menide bulunan hareketli erkek tohum hücreleridir. Sperm hücresi baş, boyun ve kuyruk olmak üzere üç kısımdan oluşur. Sperm hücresinin başında genetik materyali içeren çekirdek, “akrozomal zar” adı verilen proteinlerden oluşan iki katlı bir zar ile örtülüdür. Spermin yumurtanın dışındaki zara bağlanarak onu eritip yumurtayı dölleyebilmesi için akrozomlardan “tripsin” ve “hiyaluronidaz” fermentlerini salgılaması gerekir.
Sperm hücresinin boyun kısmı sperm hareketi için gereken enerjiyi üretir, kuyruk kısmı ise spermin hareketini sağlar.
Resim 7: Spermin yapısı
5-Döllenme ve Gebelik Oluşumu
Döllenme;
Ovulasyonla atılan yumurta over yüzeyinden tubanın ucundaki fibrialar tarafından tuba içine alınır. Tubanın içindeki silialar, tubal hareket ve tubal sekresyonun akımı ile yumurta hücresi uterusa doğru taşınır. Cinsel birleşme olmamış ise yumurta 24-36 saat yaşadıktan sonra böünerek yok olur. Birleşme olmuş ise, 300 milyon kadar sperm, 3-5 ml’lik meni içinde vajinaya boşalır. Buradan uterus ve tüplere doğru kendi hareketleri ile ilerler. Yumurta ve spermler tubaların ampulla kısmında
karşılaşır. Tubalarda ilerleyen spermlerden yalnızca bir tanesi yumurta hücre membranını delerek hücre içine girer. Bu olaya “döllenme=aşılanma=fertilizasyon” denir. Fertilize yumurtanın çevresindeki tabaka kalınlaşarak başka sperm girişine izin vermez.
Sperm, kadın üreme organlarında 3 gün canlı kalabildiği ve aşılama yeteneğine sahip olabildiği için kadın, ovulasyondan 3 gün önce ve 3 gün sonra cinsel ilişkide bulunursa gebe kalma olasılığı çok yüksektir.
Döllenmiş yumurta (zigot), tubalarda bölünerek çoğalır ve 3-4 gün içinde uterusa ulaşır. Uterusun endometriyumuna yerleşmesi, toplam 7 gün içinde olur. Artık gebelik oluşmuştur ve zigot, trofoblast hücreleri sayesinde uterusa gömülerek gelişimini sürdürür.
Yumurtanın döllenmesi ile birlikte endometriumun kanlanması artar ve gelişir. Gıda maddeleri depolanır ve “desidua” adını alır. Zigot, desiduaya yerleştikten sonra hücrelerin bir kısmı bebeğin gelişimini gerçekleştirirken, bir kısmı da anne ile bebek arasındaki ilişkiyi sağlayan “plasenta”yı oluşturur.
Resim 8: İmplantasyon; Döllenen hücre bir yandan çoğalmaya öte yandan Fallop tüpü içinde ilerlemeye başlar. Hücre çoğalması, ikiye katlanarak devam eder ve uterusun desidua tabakasına yaklaştığında zigot, “blastosist” adını alır. Daha sonra blastosist, uterusun üst segmentlerinde desudua içine gömülerek (implantasyon) gebelik süreci başlar.
Resim 9: Plasenta oluşumu; İmplantasyon bölgesinde bebeği besleyecek olan ve “plasenta” adı verilen yapının temelleri atılır. Gebelik oluştuğunda, overlerdeki “sarı cisim=korpus luteum” un ömrü uzar. Bu yapı, progesteron hormon salgısını sürdürerek gebeliğin devamını sağlar ve embriyonun hormon gereksinimini karşılar.Gebeliğin ilk üç ayından sonra bu görevi plasenta üstlenir.
|