Merhaba, Ben Nilgün Karacaoğlu. Türk Kadınlar Birliği’inde (TKB) Kadın Sağlığı Seminerleri (KSS) eğitmeniyim.
“Bütün bunları kadın kadına konuşacak güvenli bir ortam bulmak çok zor, burada rahat hissettim.”
Bir semineri sonrasında bir katılımcının kurduğu bu cümle, son birkaç aydır sahada yaşadığımız deneyimi belki de en iyi özetleyen ifadelerden biri oldu.
Uzun yıllardır toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddet, ayrımcılıkla mücadele ve kadın hakları alanlarında çalışan biri olarak kadınların sağlık hakkına erişimlerinin önünde yalnızca ekonomik ya da kurumsal engeller olmadığını biliyorum. Bazen en büyük engel, kendimizi önceliklendirememek hatta konuşamamak oluyor. Dolayısıyla kadınların kendi bedenleri, cinsellikleri, üreme sağlıkları ve sağlık sorunları hakkında soru sorabilecekleri, deneyimlerini paylaşabilecekleri güvenli alanların eksikliği hâlâ önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor.
Tam da bu nedenle Türk Kadınlar Birliği (TKB) ve Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV) arasında 2025 yılı sonunda kurulan iş birliği, bizler için oldukça anlamlı bir başlangıç oldu. Şubat 2026’da gerçekleştirilen Kadın Sağlığı Seminerleri (KSS) Eğitici Eğitimi ile 18 ilden 29 TKB üyesi eğitim aldı. Ben de bu eğitimi alan eğiticilerden biri olmanın yanı sıra TKB KSS koordinasyonunu yürütüyorum.
Eğitim sonrasında farklı illerden eğitici arkadaşlarımızın paylaştıkları deneyimler, programın yalnızca bilgi aktarımından ibaret olmadığını gösteriyordu. Bir eğitici arkadaşımız, “Sahada daha kendinden emin ve etki odaklı adımlar atmamı sağlayan harika bir rehber oldu” derken, bir diğeri “Kadın sağlığını yalnızca bilgi aktarılan bir konu değil, kadınların birbirinden güç aldığı bir paylaşım alanı olarak deneyimledim” sözleriyle süreci tarif etti. Bir başkası ise eğitim sayesinde “bildiğimizi sandığımız pek çok konuda aslında ne kadar eksik bilgiye sahip olduğumuzu fark ettiğini” ifade etti.
Mart 2026’dan itibaren TKB şubeleri kendi yerel olanakları ve işbirlikleriyle KSS seminerlerini yaygınlaştırmaya devam ediyor. Kısa süre içerisinde ortaya çıkan tablo hepimiz için umut verici oldu. Mayıs 2026 sonu itibarıyla 21 eğitici tarafından 13 ilde 119 seminer gerçekleştirildi ve 2338 katılımcıya ulaşıldı.
Ancak sayıların ötesinde, asıl etkileyici olan kadınların seminerlerde paylaştıkları deneyimlerdi.
Bazı katılımcılar ilk kez kendi bedenleri hakkında bu kadar açık konuşabildiklerini anlattılar. Bazıları yıllardır yaşadıkları sağlık sorunlarının normal olmadığını, kendiliğinden geçmeyecek olduğunu fark ettiklerini söylediler. Bazıları ise çevrelerinden duydukları yanlış bilgilerin hayatlarını nasıl etkilediğini paylaştılar.
Bir katılımcının şu sözleri uzun süre hafızamızda kaldı:
“Bedenimi tanımadığımı fark ettim, burada anlatılan bilgiler çok iyi geldi.”
diyerek seminerin kendisi üzerindeki etkisini anlattı.
Belki de en çarpıcı geri bildirimlerden biri ise kadınların cinsellik konusundaki sessizliğini görünür kılıyordu:
“İlişkiye girmek kadının görevi, hiç bize soran olmuyor. Keyifli bir şey olduğunu bilmiyordum.”
Bu cümle yalnızca bilgi eksikliğini değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin, kalıp yargıların ve sessizlik kültürünün kadınların yaşamları üzerindeki etkisini de ortaya çıkarıyordu.
Bu saha çalışmaları bize bir kez daha gösterdi ki kadın sağlığı yalnızca sağlık kuruluşlarının, uzmanların ya da sağlık politikalarının konusu değildir. Kadın sağlığı aynı zamanda bilgiye erişim, toplumsal cinsiyet eşitliği, güçlenme ve dayanışma meselesidir. Kadınların kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olabilmeleri, doğru bilgiye ulaşabilmeleri ve ihtiyaç duyduklarında destek alabileceklerini bilmeleri, sağlık hakkının temel unsurlarından biridir.
Önümüzdeki dönemde de daha fazla kadına ulaşmak, daha fazla güvenli alan yaratmak ve kadınların sağlık haklarına erişimini güçlendirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki bir kadının kendi bedeni hakkında bilgi sahibi olması yalnızca bireysel bir kazanım değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün de önemli bir adımıdır.
Sahadan Notlar: Nilgün Karacaoğlu
