Sivil Toplum Destek Programı kapsamında Batman’ın merkez ve kırsalında yaşayan kadınlar, kız çocukları ile kamu ve özel sektör temsilcilerine yönelik cinsel sağlık ve üreme sağlığı (CSÜS) farkındalığını artırmayı ve kapasitelerini güçlendirmeyi hedefleyen projeniz kapsamında, CSÜS Gönüllü Elçileri ağı kurarak yerelde bilgiye erişimi güçlendirdiniz. Ayrıca geçici koruma altındaki Suriyeli kadınlara yönelik farkındalık oturumları düzenleyerek daha fazla kişiye ulaşılmasına katkı sundunuz. Batman’da bu alanda yürüttüğünüz çalışmaları daha yakından tanımak amacıyla sizlere birkaç soru yöneltmek isteriz.
Öncelikle derneğinizden biraz bahseder misiniz? Hangi alanlarda çalışmalar yürütüyorsunuz?
Afet ve kadın çalışmaları derneği 2023 yılında Batman merkezli kuruldu. AFKA, kadınların ve çocukların yaşamın her alanında haklarına erişimini destekleyen bağımsız bir sivil toplum örgütüdür. Koruyucu ve önleyici mekanizmaların güçlendirilmesi, hak temelli hizmetlere erişimin artırılması ve kadınların bireysel ve toplumsal kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütmektedir.
Çalışmalarımızın merkezinde:
- Haklara eşit erişim
- Ayrımcılık karşıtlığı
- Güvenlik ve mahremiyet
- Dayanışma
- Topluluk temelli güçlenme
yer alır.
Batman’da cinsel sağlık ve üreme sağlığı alanında böyle bir projeye ihtiyaç olduğunu size gösteren temel sorunlar ve ihtiyaçlar nelerdi? Projeyi tasarlarken hangi öncelikleri dikkate aldınız?
Batman’da cinsel sağlık ve üreme sağlığı alanında çalışmaya karar vermemizin temel nedeni, sahada yürüttüğümüz çalışmalar sırasında kadınların bu hizmetlere erişimde yaşadığı çok boyutlu sorunları doğrudan gözlemlememizdir. Derneğimizin kadınlarla gerçekleştirdiği görüşmeler, eğitimler ve danışmanlık süreçlerinde; cinsel sağlık ve üreme sağlığı konusunda bilgi eksikliği, yanlış inanışların yaygınlığı, mahremiyet kaygısı nedeniyle sağlık hizmetlerinden yararlanmaktan kaçınılması ve özellikle kırsal ile sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerde hizmetlere erişim güçlükleri sıkça dile getirilmektedir. Bunun yanı sıra, erken yaşta ve zorla evlilikler, plansız gebelikler, aile planlaması yöntemleri hakkında yetersiz bilgi, gebelik öncesi ve sonrası sağlık hizmetlerinden eşit düzeyde yararlanamama gibi durumlar kadınların sağlık hakkını doğrudan etkilemektedir. Özellikle genç kadınlar ve ergenler, güvenilir bilgiye ulaşabilecekleri mekanizmaların sınırlı olması nedeniyle doğru bilgiye erişimde önemli engeller yaşamaktadır.
Projeyi tasarlarken öncelikle hak temelli, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten ve erişilebilir hizmetlere yönlendirmeyi güçlendiren bir yaklaşımı benimsedik. Önceliklerimizi belirlerken aşağıdaki unsurları dikkate aldık:
Kadınların ve gençlerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı konusundaki bilgi düzeyini artırmak, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri konusunda farkındalık oluşturmak, kadınların mevcut sağlık hizmetlerine güvenli ve bilinçli şekilde erişimini kolaylaştırmak, sağlık kuruluşları ile sivil toplum arasında yönlendirme ve iş birliği mekanizmalarını güçlendirmek, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden kaynaklanan bilgi ve hizmet erişimindeki engelleri azaltmak, mahremiyet, ayrımcılık yapmama ve insan hakları ilkeleri doğrultusunda kapsayıcı çalışmalar yürütmek.
Proje kapsamında oluşturduğunuz CSÜS Gönüllü Elçileri modelini neden tercih ettiniz? Gönüllü elçiler nasıl seçildi ve hangi eğitim süreçlerinden geçti?
Dernek olarak var olan gönüllü ağımızı daha fazla geliştirmek ve sahada kadınlara erişim daha güçlü olması için CSÜS elçi modelini geliştirdik. Kadın sağlığı konusunda sorunlarını konuşmaya çekinen kadınların topluluk lideri veya gönüllüsü olan kadınlar ile iletişimi kurmaya daha açık olmasından kaynaklı elçi modelini tercih ettik. proje etkisinin yalnızca faaliyet süresiyle sınırlı kalmaması ve toplum içinde güvene dayalı, sürdürülebilir bir bilgilendirme mekanizması oluşturulması amacımız vardı. Sahadaki deneyimlerimiz, kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında çoğu zaman resmi kurumlardan ziyade güvendikleri kişiler aracılığıyla bilgi almaya daha açık olduklarını göstermektedir. Bu nedenle, yerel topluluk içinde kabul gören gönüllü kadınların bilgi ve yönlendirme kapasitesinin güçlendirilmesinin, doğru bilgiye erişimi artıracağı ve sağlık hizmetlerine başvuruyu teşvik edeceği öngörüldü.
Gönüllü elçiler, proje hedef grubunu temsil edecek şekilde farklı yaş gruplarından, mahallelerden ve sosyoekonomik geçmişlerden gelen kadınlar arasından açık çağrı ve başvuru süreciyle belirlendi. Seçim sürecinde gönüllülük motivasyonu, iletişim becerileri, toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımına duyarlılık, düzenli katılım sağlayabilme ve kendi çevresinde bilgi paylaşımını sürdürebilecek sosyal etkileşim kapasitesi temel kriterler olarak dikkate alındı. Böylece toplumun farklı kesimlerine ulaşabilecek kapsayıcı bir gönüllü ağı oluşturulması hedeflendi. Seçilen gönüllü elçiler, uzman eğitmenler tarafından kapsamlı bir 3 günlük kapasite geliştirme programına katıldılar. Eğitim programında; TAPV eğitim modülü olan temel başlıklardan programa dahil oldular.
Gönüllü elçiler aracılığıyla yürütülen çalışmaların sahadaki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu modelin yerelde ne tür değişimler yaratmasını hedeflediniz?
CSÜS Gönüllü Elçileri modelinin en önemli katkısının, cinsel sağlık ve üreme sağlığı konusunda doğru bilginin toplum içinde güvenilir ve sürdürülebilir kanallar aracılığıyla yaygınlaştırılması olduğuna inanıyoruz. Bu model sayesinde, sağlık hizmetlerine erişimde çekingenlik yaşayan veya kurumsal mekanizmalara ulaşmakta zorlanan kadınlara kendi mahallelerinde, güven ilişkisi kurdukları kişiler aracılığıyla ulaşılması hedeflenmedi. Böylece bilgiye erişimdeki sosyal ve kültürel engellerin azaltılması amaçlandı.Yerelde oluşturmayı hedeflediğimiz değişim ise yalnızca bilgi artışıyla sınırlı değildir. Öncelikli hedefimiz, kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularını konuşabilmelerini kolaylaştıran, hak temelli bilgiye erişebildikleri ve ihtiyaç duyduklarında sağlık hizmetlerine başvurmayı daha güvenli hissettikleri bir toplumsal ortam oluşturmaktır.
Batman’ın kırsal bölgelerinde eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütürken hangi zorluklarla karşılaştınız? Bu zorlukların üstesinden nasıl geldiniz?
Batman’da kurulmuş yerel bir dernek olmamız aslında bizim için önemli bir avantajdı. Çünkü kadınlar, kendi şehirlerinde faaliyet gösteren bir kuruma daha kolay ulaşabiliyor ve zamanla güven duyabiliyordu. Ancak yeni kurulmuş bir dernek olmamız nedeniyle başlangıçta henüz güçlü bir güven ağı oluşturamamıştık. Bu yüzden bazı kadınlar derneğe gelmekten, eğitimlere katılmaktan veya bizimle iletişim kurmaktan çekiniyordu.
Bunun yanında cinsel sağlık ve üreme sağlığı, özellikle kırsal bölgelerde hâlâ konuşulması zor ve mahrem kabul edilen bir konu. Mahremiyet kaygısı, toplumsal baskılar ve yanlış inanışlar nedeniyle kadınlar çoğu zaman soru sormaktan ya da sağlık hizmetlerine başvurmaktan çekinebiliyordu.
Bu süreci aşmak için önce güven ilişkisi kurmaya odaklandık. Mahalle ziyaretleri yaptık, yerelde tanınan kadınlarla ve kurumlarla iş birliği geliştirdik, küçük gruplar halinde samimi eğitimler düzenledik. Kadınlar kendilerini güvende hissettikçe hem eğitimlere katılım arttı hem de birebir sorular sormaya ve ihtiyaç duyduklarında sağlık hizmetlerine yönlendirilmeye daha açık hale geldiler. Bu süreç bize, bu alanda en önemli unsurun sadece bilgi vermek değil, önce güven inşa etmek olduğunu gösterdi.
Geçici koruma altındaki Suriyeli kadınlarla yürüttüğünüz çalışmalarda hangi ihtiyaçlar ve öncelikler öne çıktı? Bu gruba ulaşırken nasıl bir yaklaşım benimsediniz?
Geçici koruma altındaki Suriyeli kadınlarla yürüttüğümüz çalışmalarda en belirgin ihtiyaçlardan birinin doğru ve güvenilir bilgiye erişim olduğunu gözlemledik. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı, aile planlaması, gebelik takibi ve mevcut sağlık hizmetlerinden nasıl yararlanabilecekleri konusunda bilgi eksikliği yaşayan birçok kadın bulunuyordu. Bunun yanında dil bariyeri, kültürel farklılıklar, sosyal izolasyon ve haklarına ilişkin bilgi eksikliği de hizmetlere erişimi zorlaştıran önemli faktörlerdi.
Bu gruba ulaşırken öncelikle güven temelli, hak odaklı ve kültürel açıdan duyarlı bir yaklaşım benimsedik. Kadınların kendilerini rahat ifade edebilecekleri güvenli ortamlar oluşturduk; yargılayıcı olmayan, mahremiyete saygılı ve ihtiyaç odaklı bir iletişim dili kullandık. Faaliyetlerimizi planlarken yerel kurumlar ve sahada çalışan paydaşlarla iş birliği yaparak hedef gruba ulaşmayı kolaylaştırdık.
csüs elçilerimiz arasında yer alan suriye uyruklu gönüllülerin desteğini daha fazla aldık. arapça çeviri konusunda tercüman destekleri sağlandı. İl Göç İdaresinden alınan günel bilgileri sahada yaygınlaştırmaya çalıştık.
Proje süresince katılımcılardan aldığınız ve sizi en çok etkileyen geri bildirim veya deneyim neydi?
Proje süresince bizi en çok etkileyen geri bildirimlerden biri, birçok kadının ilk kez cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularını yargılanmadan konuşabildiğini ifade etmesiydi. Eğitimlerin sonunda bazı katılımcılar, yıllardır merak ettikleri soruları ilk kez rahatlıkla sorabildiklerini ve doğru bilgiye ulaşmanın kendilerini daha güvende hissettirdiğini paylaştılar. Kadınlar, aynı sorunları yaşayan başka kadınların da olduğunu gördüklerinde yalnız olmadıklarını hissettiler. Bu, onları hem konuşmaya hem de soru sormaya daha fazla teşvik etti. Yaşadıkları birçok sorunun sadece kendilerine özgü olmadığını, çoğu zaman bilgi eksikliği veya hizmetlere erişimde yaşanan engellerden kaynaklandığını fark etmeleri, aralarında güçlü bir dayanışma ve destek ortamı oluşmasına katkı sağladı. oturumlarda gelen bazı geri bildirimler ve sorular bu şekildeydi;
“Çocuğum şuan 9 yaşında ve ben regl sürecinin anlatılmasını doğru bulmuyorum, evlendiği zaman kocasından öğrenir. ( erken yaşta evlilik riski)”
“Kürtaj olamam kocam izin vermez, kararı o verir. Ya da çocuk istiyorum ama kocam istemiyor.”
“Hastaneye gitmeye utanıyorum çünkü genellikle kadın doğum doktorunda muayene olurken içerde bekleyen hasta var. Kalabalık olduğu için her şey anlatamıyorum”
“Doktora gitmeye gerek yok bazı bitkiler iyi geliyor”
“Yaşım ilerleyince kocam başkasıyla evlendi. Menopoz dönemine gireceğimi söyledi. çünkü menopoz döneminde sağlıklı bir cinsel ilişki olmayacakmış”
Proje kapsamında oluşturulan gönüllü ağı ve iş birliklerinin proje sonrasında nasıl devam etmesini planlıyorsunuz? Sizce bu çalışmanın sürdürülebilirliğini sağlayacak en önemli unsur nedir?
Proje kapsamında oluşturulan CSÜS Gönüllü Elçileri Ağı, proje tamamlandıktan sonra da derneğimiz bünyesinde gönüllülük mekanizmasının bir parçası olarak faaliyetlerini sürdürmeye devam edecek. Gönüllü elçiler belirli aralıklarla bir araya gelerek deneyim paylaşımı yapacak, yeni gönüllülere mentorluk sağlayacak ve ihtiyaç duyulan mahallelerde farkındalık çalışmalarına katkı sunmayı sürdürecekler.
Bunun yanında proje süresince kurduğumuz iş birliklerini de korumayı hedefliyoruz. Özellikle sağlık kurumları, yerel yönetimler ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla oluşturduğumuz koordinasyonun, proje sonrasında da kadınların doğru hizmetlere yönlendirilmesini kolaylaştıracak güçlü bir yerel ağ oluşturacağına inanıyoruz.
Dernek olarak cinsel sağlık ve üreme sağlığını tek seferlik bir çalışma alanı olarak değil, kadınların güçlenmesi çalışmalarımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu nedenle proje çıktılarından elde ettiğimiz eğitim içeriklerini, bilgilendirme materyallerini ve saha deneyimlerini sonraki projelerimize de entegre etmeyi planlıyoruz.
Bu proje size hangi önemli deneyimleri kazandırdı? Başka illerde uygulanabilecek veya örnek alınabilecek yönleri nelerdir?
Bize göre bu projenin başka illerde de uygulanabilecek en güçlü yönü, yerel sahiplenmeyi esas alan CSÜS Gönüllü Elçileri modelidir. Her ilin kendi sosyal ve kültürel yapısına uyarlanabilecek bu model, yerelde güven duyulan gönüllü kadınların doğru bilgiyi yaygınlaştırmasını ve ihtiyaç duyan kadınları uygun hizmetlere yönlendirmesini sağlayan sürdürülebilir bir mekanizma sunmaktadır.
Ayrıca projenin; hak temelli yaklaşımı, kurumlar arası iş birliğini güçlendirmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alması ve yalnızca farkındalık oluşturmakla kalmayıp kadınları sağlık hizmetlerine yönlendiren bütüncül yapısı da farklı illerde kolaylıkla uyarlanabilecek önemli özellikleridir.
Son olarak, cinsel sağlık ve üreme sağlığı alanında benzer çalışmalar yürütmek isteyen sivil toplum kuruluşlarına ne önerirsiniz?
Cinsel sağlık ve üreme sağlığı alanında çalışmak isteyen sivil toplum kuruluşlarına en önemli önerimiz, bu konuyu yalnızca bir sağlık meselesi olarak değil, aynı zamanda bir insan hakkı ve toplumsal cinsiyet eşitliği meselesi olarak ele almalarıdır. Çünkü doğru bilgiye ve sağlık hizmetlerine erişim, kadınların yaşam kalitesini, karar alma süreçlerini ve toplumsal hayata katılımlarını doğrudan etkileyen temel bir haktır.
Bir diğer önemli nokta ise, sahaya çözüm götürmeden önce sahayı dinlemektir. Her ilin, her mahallenin ve her hedef grubun ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle çalışmaların, yerel ihtiyaç analizine dayanması ve hedef grubun görüşlerinin proje tasarımına yansıtılması büyük önem taşımaktadır.
Ayrıca güven inşa etmeye zaman ayırmalarını öneririm. Özellikle cinsel sağlık ve üreme sağlığı gibi mahrem konularda kadınlar, ancak kendilerini güvende hissettiklerinde deneyimlerini paylaşabiliyor ve destek almaya açık hale geliyorlar. Bu nedenle yargılayıcı olmayan, kapsayıcı ve kültürel hassasiyetleri gözeten bir yaklaşım benimsenmelidir.
Son olarak, sürdürülebilir etki için kamu kurumları, sağlık kuruluşları ve diğer sivil toplum örgütleriyle güçlü iş birlikleri kurulmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Hiçbir kurum bu alandaki ihtiyaçlara tek başına cevap veremez. Ancak bilgi, deneyim ve kaynakların paylaşılmasıyla daha kapsayıcı ve kalıcı sonuçlar elde edilebilir.
Bizim en önemli kazanımımız şu oldu: Kadınlar, doğru bilgiye eriştiklerinde, kendilerini güvende hissettiklerinde ve karar süreçlerine aktif olarak dahil edildiklerinde yalnızca kendi yaşamlarını değil, ailelerini ve yaşadıkları toplumu da olumlu yönde etkileyen bir değişimin öncüsü olabiliyorlar. Bu nedenle sivil toplumun rolü, yalnızca hizmet sunmak değil; kadınların güçlenmesini destekleyen, güven oluşturan ve hak temelli dönüşümü teşvik eden bir ekosistem kurmaktır. Bu bakış açısının benzer çalışmalar yürütecek tüm kuruluşlar için yol gösterici olacağına inanıyoruz.


