Bizler Sare Delil ve Nazan Özdemir. İzmir’de Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) uygulama ortaklığı, İsveç’in finansal desteği, TAP Vakfı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde yürütülen Kadın ve Üreme Sağlığı Danışma ve Hizmet Biriminde hemşire olarak görev yapıyoruz.
Çalışmalarımızı koruyucu ve önleyici sağlık yaklaşımı temelinde yürütüyor; kadınların, gençlerin ve ailelerin sağlık hakkına erişimini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İzmir’de farklı sosyo-kültürel yapıya sahip mahallelerde, eğitim kurumlarında, yerel hizmet noktalarında ve sağlık merkezlerinde aktif olarak yer alıyor; toplumun farklı kesimleriyle hem grup etkinlikleri hem bireysel danışmanlık görüşmeleri gerçekleştiriyoruz. Bu çeşitlilik, hizmet modelimizin kapsayıcı ve uyarlanabilir bir yapıda ilerlemesini sağlıyor.
Sahada en sık karşılaştığımız durum, kadınların temel sağlık bilgilerine erişimde yaşadığı boşluk. Ancak doğru bilgiye güvenli bir ortamda ulaşabildiklerinde, bu boşluğun hızla kapandığını görüyoruz. Birçok kadın ilk görüşmede çekingen yaklaşırken, sonraki buluşmalarda sorularını daha açık ve kararlı biçimde dile getiriyor. Bu değişim, güven ilişkisinin en somut göstergesi.
Yararlanıcıların şu ifadeleri bu süreci açık biçimde ortaya koyuyor:
“Bu konuları konuşmak zor geliyordu, şimdi daha rahat ifade edebiliyorum.”
“İlk defa bana zaman ayrıldı.”
“Sağlık konularını artık utanmadan konuşabiliyorum.”
Birimimizde yürüttüğümüz danışmanlık süreçlerinde kadın ve aile sağlığına dair konularda bilgilendirme yapıyor; ihtiyaç halinde ilgili koruyucu önleyici mekanizmalara yönlendirme sağlıyoruz. Danışmanlık sonrasında sağladığımız kadın ve aile sağlığı materyalleri, bilginin gündelik yaşamda sürdürülebilir hale gelmesine katkı sunuyor. Yararlanıcılardan aldığımız geri bildirimler, hizmetin yalnızca bilgi aktarımı değil; sağlıkla ilgili karar süreçlerinde daha bilgili ve daha aktif bir tutum gelişimine destek olduğunu gösteriyor.
İzmir’de yürüttüğümüz bu çalışma, farklı toplumsal yapılara erişebilen, yerel iş birlikleriyle güçlenen ve sahadan gelen geri bildirimlerle sürekli gelişen bir model ortaya koyuyor. Kadınların sağlık konularını daha rahat ifade edebilmesi ve hizmetlere yönelmede daha kararlı davranması, bu modelin somut çıktıları arasında yer alıyor.
Sahadan aldığımız her geri bildirim, hizmetin niteliğini artırmak için bir rehber işlevi görüyor. İzmir deneyimi, erişilebilir ve güven temelli bir yaklaşımın farklı topluluklarda karşılık bulabildiğini ve sürdürülebilir bir etki yaratabildiğini gösteriyor.
